Yazar: Lynn Scheurell
“Kontrol eden isteğiniz kadar küçülür, egemen olan tutkunuz kadar yücelirsiniz.” - James Allen
İstediğiniz her şeye sahip olduğunuzu hayal edin: eş, ev, otomobil, giysiler, fizik, arkadaşlar, para, yaşam tarzı...
Ya şimdi?
Siz de pek çok kişi gibiyseniz, “her şeye sahip olma” halinizi muhtemelen sabote edeceksiniz. Batı dünyasında hepimize sürekli mücadele içinde olmak öğretilir; başka bir deyişle, uğrunda çalıştığımız ve kazandığımız şeylere nasıl sahip olacağımızı ve bunlardan nasıl zevk alacağımızı bilmeyiz; çünkü bunlara sahip olursak, kültürümüz yeterince çok çalışmadığımızı söyler ya da somut hedeflerimiz olmazsa ne yapacağımızı bilemeyeceğimiz sonucunu çıkarır.
Motorları tam güç çalışan bir trenin dik bir bayırı ağır ağır çıktığını hayal edin. Tepeye vardığında ne olacaktır? Aşağı inecektir; mantık, gidilecek başka bir yol olmadığını söyler. Peki başka bir yol OLSAYDI ne olacaktı? Tren tepeye vardığında, yokuş aşağı inmektense bir platoda ilerlemek durumunda kalsaydı ne olacaktı? Şimdi kendinizi o resimde trenin yerine koyarsanız, doğal olarak çok çalışmaya (tırmanmak) devam edeceğinizi ya da tepede olmamakla (aşağı inmek) nasıl başa çıkacağınızı bildiğinizi göreceksiniz. Ne var ki, ulaştığınız en tepedeki platoda nasıl ilerleyeceğinizi büyük ihtimalle bilmeyeceksiniz. Ben buna “Sahiplik Katsayısı” diyorum. Dilin rahatlıkla ürettiği bir kavram olmasa da tanımlayıcıdır.
“Sahiplik Katsayınız” ne kadar yüksek olursa, başarılarınıza tutunmanız ve onlardan keyif almanız o kadar kolaylaşır ya da tam tersi olur. Bunu “bolluk onuru” olarak bile düşünebilirsiniz. Düşük bir “Sahiplik Katsayınız” varsa, ne istediğiniz ve hangi hedefe doğru ilerlediğiniz konusunda orantılı olarak “dezavantaj” yaşarsınız. Bu durumda, kendinizi çok rahatsız hissedersiniz; çünkü, her zaman yaptığınız şeyde yeniden yürümeniz gerekir. Öyleyse, “Sahiplik Katsayınızı” nasıl artırırsınız?
Bugün Yapabileceğiniz Üç Şey:
1. Yeterli olandan fazlasını talep edin. İnsanlar genellikle kendi bollukları (hizmetlerine karşı aldıkları ücretler dahil) anlamında yeterince büyük düşünmezler. Sınırlı düşünme şeklimiz ve beklentilerimiz, bizi daha fazla çalışma modunda tutar, kişisel tepelerimizden yukarı çıkarır. Sahip olabileceğinizi düşündüğünüz en yüksek oranı isteyin, sonra bunu ikiye katlayın! Bunu ilk kez yaptığınızda çok çarpıcı olabilir. Müşterilerimden biri aylık maaş olarak 4.000 dolar istedi. İkiye katlandığında 8.000 dolar oluyordu. Bu, onun düşünemeyeceği bir rakamdı. Ta ki bir sonraki ay kitapları arasında bir uzlaşma sağlayıncaya kadar; yaşamında ilk kez ayda aslında 9.000 dolar ürettiğini keşfetti!
2. Nereye verdiğinize dikkat edin. İyi olan her şeyi verirsek, kendi “Sahiplik Katsayımız”dan zevk alamayız. Burada olmamızın bir nedeni de yarattığımız şeyden ZEVK almaktır. Bu, paylaşmamanız gerektiği anlamına gelmiyor; elbette paylaşacaksınız! Ama, kronik bir aşırı vericiyseniz, sahip olduklarınızı nereden sızdırdığınızı düşünmeniz gerekir; çünkü bu sızıntı, sizin “Sahipliğinizi” tüketebilir. Bütün bunlar aşırı çalışmanıza ve daha az zevk almanıza neden olur.
3. Kendi kendinizi sabote etme şekillerinizi inceleyin. İnsan olmanın iyi yanı, kendi kendimizin gözlemcisi olabilmemizdir. Yeterince yakından bakarsak, kendimize nerede çelme taktığımızı görebiliriz; çünkü bu, çok tanıdık bir durumdur. Bazı müşterilerimin “drama”ya yöneldiklerini ya da dış “ses”e odaklandıklarını görüyorum; çünkü, bollukla nasıl başa çıkacaklarını bilmiyorlar. Diğerleri, yolun yüzde 90’ını gittikten sonra başarıya ulaşmak üzere olan bir projeden vazgeçiyor. Kimileri de hazırlığın hazırlığını yapıp duruyor. Sanırım anladınız. İleri gitmiyorlar. İnsanlar mücadeleyi bırakınca nasıl biri olacaklarını bilmiyor olabilirler; her şeye sahip olduklarında ne beklemeleri gerektiğini bilmiyorlar. Kendi “Sahipliğinizi” hangi noktada potansiyel olarak sabote ettiğinize bakın.
Niyetim, istediğiniz her şeye ulaşmanız ve bundan zevk almanızdır. “Sahiplik Katsayınızı” artırırsanız, belli bir amaç için yaşarsınız ve olumlu bir örnek oluşturursunuz. Bu da son kertede çevrenizdeki herkese fayda sağlar.