Yazar: Dr Jill Ammon-Wexler
Beş temel duyuyla doğarız: dokunmak, işitmek, tatmak, görmek ve koku almak. Ama aynı zamanda, daha gizemli bazı duyularımız da vardır. Çok az bilinen bu tür duyularımızdan biri olan sezgi, kendiliğinden oluşan ve “mantık dışı” kararlar verme yeteneğimize hükmeder.
Sezgi (intuition) kelimesi, Latincede “içe bakmak” anlamında kullanılan “intueri” kelimesinden gelir. Webster, bunu “kesin ve mantıksal bir düşünce olmadan, doğrudan bilgiye erişme gücü ya da yeteneği” olarak tanımlar.
Japonya’da sezgi, “mide sanatı” olarak bilinir. Bu, Batı’daki “sezgisel his”i anlatan ilginç bir karşılıktır.
Birçok kişi, sezginin yaşamı sürdürmeye yönelik eski bir mekanizmadan miras kaldığını düşünür. Bunun nedeni, bir durumu analiz etmeye zaman ayırmadan tehlikeyi algılamamıza imkan vermesidir.
Ama sezgi, anlaşılması son derece güç bir kavram olabilir.
Sezgi, “tamamen beyne dayalı”, benzersiz bir işlevdir. Hem üst katmanda yer alan zihinsel hareketlerimizden, hem de bütün deneyimlerimizin saklı olduğu bilinçaltımızdan yararlanır. Büyük ihtimalle, bilinçli ve bilinçaltı düşünce süreçlerimizi entegre etmenin en etkili yoludur.
Sezginin Beyindeki Çalışma Şekli
“Gri madde”nizin (beyin kabuğu) iki yarısı ve bunları bağlayan kalın sinir ağı (korpus kallosum), “düşünme şapka”nız; yani beyninizin “daha üst düzeyde düşünme” bölümüdür.
Bu “düşünme şapkası”, sezgiyle yakından ilintilidir. Mantığınıza ve analize evsahipliği yapar. Aynı zamanda, beş fiziksel duyunuzdan (görme, koklama, işitme, dokunma ve tat alma) gelen mesajları yorumlar.
Sezgi, beynin içinde şu şekilde çalışır. Garip bir odaya girdiğinizde ya da tuhaf bir durumla karşılaştığınızda, beyniniz, şu bileşenleri anında entegre eder: üst düzey düşünme yetinizden gelen tüm veriler, beş duyudan gelen tüm veriler ve tüm deneyimleriniz.
Beyniniz, milisaniyeler içinde durumu analiz eder; deneyimlerinizle karşılaştırır ve size çevreniz hakkında kendiliğinden oluşan “sezgisel” bir his sunar. Ya “güvende” olduğunuza karar verilir ve kendinizi rahatlamış hissedersiniz, ya da “tehlikede” olduğunuza hükmedilir ve kendinizi sinirli ya da bıçak sırtında hissedersiniz.
Bütün bunlar, akıl dışı bir seviyede, “İşte” hissiyle birlikte ortaya çıkar.
Sezgi ve Kurumsal Başarı
Sezgi, iş dünyasında son derece ilginç bir rol üstlenir.
20. yüzyılın ikinci yarısında, iş kararları ve sonuçlar, geri dönüş oranı, sermaye maliyeti ve net gelir gibi, mantığa dayalı ölçütler kullanılarak analiz edilmekteydi. Ama bütün bunlar olurken, en başarılı liderler, “dile getirilmeyen” bir araçtan sessizce faydalanmaktaydılar: sezgi.
Bugün sezgi, üst düzey yönetim danışmanları tarafından “gerekli” sıfatıyla göklere çıkarılmaktadır.
Harvard’lı araştırmacı Jagdish Parikh’in 13.000 yöneticiyi içeren bir çalışmasında, yöneticiler, iş yaşamındaki başarılarının % 80’ini “sezgiye dayanarak” elde ettiklerini belirtmişlerdir.
Shell Petrol’ün kıdemli danışmanlarından Ashley Fields tarafından yapılan araştırma ise Fortune 500 şirketleri arasında, “sezgisel bilgiden yararlanma stratejilerinin, çoğunlukla bir şirketin en üst düzeylerinde görüldüğünü” ortaya koymuştur.
Sezgisel Zekanızı Güçlendirmek
Sezgi, iş dünyasında yalnız değerli olmakla kalmaz. Sık sık yaratıcı, kişisel ve ilişkisel kavrayışlara ve buluşlara öncülük eder.
Çoğumuz için sezgi, uykudan hemen önce, şekerlemeden yeni kalktığımızda, bir rüya esnasında, bir konu üzerinde ayrıntılı düşünürken ya da çok rahatlatıcı olduğuna inandığımız bir işi yaparken en aktif durumdadır. Bütün bunların ortak bir yanı vardır: genellikle meditasyon ve yaratıcı düşünme ile bağdaştırılan alfa konumudaki beyin dalgaları.
Aşağıda, sezgisel zekanızı “güçlendirmeniz” için bazı yöntemler sunulmuştur:
1. Bir “Kung Fu” Alıştırması: Gözlerinizi kapayın ve birinden size mümkün olduğunca sessiz bir biçimde yaklaşmasını isteyin. Size bir kol boyu yaklaştığını hissettiğinizde “dur” deyin. Becerinizi ve doğruluk oranınızı ne kadar hızlı geliştirdiğinize şaşıracaksınız.
2. Bir “Duyusal Sezgi” Alıştırması: Sezgi, büyük oranda duyusal zekanızdan yararlanır. Duyusal organ-beyin bağlantınızı güçlendirdiğinizde sezginizi de güçlendirmiş olursunuz. Masanızın üzerine çeşitli aromatik nesneler koyun. Her birine bakın ve her birini koklayın. Şimdi, gözlerinizi kapayın ve her nesneyi koklamak suretiyle neye benzediği hakkında zihinsel bir görü oluşturmaya çalışın. Gözlerinizi açın ve “zihinsel görü”nüzün ne kadar ayrıntılı olduğunu görün. Yalnızca kokudan yola çıkarak bir nesnenin neye benzediğini açıkça “görünceye” kadar bu alıştırmaya devam edin.
3. Bir “Yönetici Eğitimi” Alıştırması: Bu, yönetim danışmanlarının üst düzey yöneticilere öğrettikleri bir alıştırmadır. Dikkatinizi, birkaç dakikalığına, geçmiş ya da gelecek ile ilgili tüm konulardan uzaklaştırın. Kendinizi, hemen önünüzdeki ya da çevrenizdekileri yaşamaya bırakın. Yargılamayın ya da yorum yapmayın; yalnızca farkına varın.
Sezgi İş Başında
Sezgisel zekanızı oluşturmanın en etkili yolu, sezgilerinize dayanarak eylemde bulunmaya başlamaktır. Kendinize yalnızca sezgilerinize dayanarak hareket etme izni vermek, zaman içinde “sezgisel zeka”nızı oluşturacaktır.
İş yaşamındaki başarılarının % 80’ini sezgilerine göre hareket etmelerine borçlu olduklarını söyleyen 13.000 yöneticinin yer aldığı araştırmayı düşünün.
Bu yolla kendinize yönelik bir farkındalık geliştirmek, sezgisel zekanızı oluşturmanın ötesinde faydalar sağlar; başarı olasılığınızı ve özel, iş ya da profesyonel yaşamınızdaki kazanımlarınızı da artırır.
Kendinizi ne kadar iyi tanırsanız, o kadar güçlenirsiniz!