Yazar: Gökhan Demirtaş
İç huzuruyla geliyorum işyerime. Alışkanlıktan ötürü, ilk önce alt katın mutfağından bir kupa taze çay alıyorum. Hâlâ uyku mahmurluğu üzerimde, göz kapaklarım şınav çekiyor. Bilgisayarın açma düğmesine basıyorum. Emektar bilgisayarım, küçük bir bipleme sesiyle, “Merak etme ağabey, her şey yolunda, açılıyorum, dur bir belleğimi sayayım” diyor. Takdir ediyorum kendisini; yorulmadan, şikayet etmeden çalışıyor. Çayımdan bir yudum alırken, işletim sistemim kendine gelmiş oluyor. İlk yaptığım, bir tarayıcı, bir de e-posta programımı başlatmak. Bir yudum daha alırken arkama yaslanıyorum. Açık camdan bahar esintisi yüzüme vuruyor; kuşlar böcekler cıvıl cıvıl. “Aman Allahım, ne kadar da huzurluyum, ne kadar da mutluyum. Hey heeyyy!” diye neşelenirken, gece boyunca gelmiş olan mail’lerim akmaya devam ediyor. Ama, bir saniye! Bu kadar e-posta gelmiş olamaz; 150-250-350. İnanılmaz ama 439 yeni e-posta gelmiş görünüyor. Başlıklarına şöyle bir göz atıyorum.
“Bombastik Alüminyum Doğrama, böyle ucuzluk görülmedi. Tadilattan dolayı yarı fiyatına!”
“Şok!!!! 4 tane Vep sayfası + 10 mb Vep hosting + 7 tane e-mail – 40 $, Tonyukuk Bilgisayar”
“Şalamel Pnömatik Pompa Sistemlerinde bahar kampanyası, 2 tane alana 1 tane bedava!”
“Aybüke Çelik Rulmanları, kırda, çayırda, piknikte. Çocuğunuza kaykay da yapabilirsiniz. Her eve lazım!”
“Kanada Göçmenlik Servisi, siz başvurunuzu yapın, biz gerisini sizin için halledelim. Bir şekilde olur.”
“Merhaba, ben Arzu. Seni dün İnternet Café’de gördüm, çok etkilendim. Tanışmak ister misin?”
“KAÇIRMAYIN!!!!!! SON FIRSAAAT”
“GEEEAALLL VATANDAAŞŞ GEAAALLLL, KAN ÇIKMAZSA PARA YOOOKK”
Salı Pazarı’na dönüyor bir anda uykunun etkisindeki dimağım, adrenalinim yükseliyor. Kuşlar, böcekler dalga geçiyorlar benle. Başlıyorum dişlerimi gıcırdatarak mail temizlemeye. 1 saat boyunca e-posta temizliyorum. Hepsini birden seçip silemiyorum; çünkü arada benimle ilgili olan önemli mesajlar da var. Ve bu her gün tekerrür ediyor; her gün benim ve basit bir tahminle çevremdeki hiç kimse için inandırıcılığı ya da pazarlama adına hiçbir müspet artısı olmayan bu gereksiz e-postaları temizliyorum.
Bu yazdıklarım size tanıdık mı geldi? Tabii tanıdık gelir; çünkü benim ve sizlerin e-posta adresleri çok makul (!) ücretlere, bizlerin haberi olmaksızın satışa sunuluyor. Bu güzel fırsattan yararlanmak isteyen açıkgöz iş sahipleri de her sabah posta kutularımızı bu çok faideli ve bilgilendirici mesajlarla doldurmakta beis görmüyorlar. Peki, e-posta adreslerimiz bu CD’lerin içine nasıl giriyor? Nasıl oluyor da bizi buluyorlar? Aklınız karışmasın, ona da açıklık getireceğim. Bunun için yaygın olarak kullanılan bir iki yöntemden bir tanesi, Web sitelerinde, İnternet üzerindeki bilumum veri üzerinde arama yapan örümcek programlar. Bunlar e-posta adresi ya da ona benzeyen her veriyi toplayıp kendi veri bankalarına gönderiyorlar. Böylelikle, kısıtlı da olsa ellerine çalışan e-posta adresleri geçiyor.
İkinci ve daha efektif olan yöntem ise alan adına yönelik mesaj bombardımanı. Mesela Hotmail’dan e-posta hesabı olanlar bilir; her gün posta kutularına bahsettiğim mesajlardan en az 5-6 tane düşüyordur. Bir program yardımıyla, xxxxxx@hotmail.com şeklinde binlerce e-posta adresi üretiliyor. (Var olması ya da olmaması önemli değil, muhakkak aralarından tutanlar oluyor.) Daha sonra bunlara toplu olarak mesaj gönderiliyor ve mutlaka “Bu mesajı bir daha almak istemiyorsanız, lütfen tıklayın” ibaresi koyuluyor. Bu ibareye tıklayacak olursanız, sizin geçerli ve aktif olarak kullanılan e-posta adresiniz ellerine geçmiş oluyor. Yani, kendinizi SPAM teröründen sakınmak için, böyle mesajlara cevap vermemeniz, bir şeye tıklamadan silmeniz ve hatta filtrelemeniz yararınıza olacaktır.
Evet, şu an antiyazılımları ayrı bir pazar haline gelmiş ve dünya genelinde henüz tam bir hukuki yaptırım ve cezalandırmaya tabi tutulamamış SPAM uygulamasından bahsediyorum. Bunu yapan kişileri ve yöntemlerini tam olarak kestirmek pek mümkün olmadığından, sorunun önünü almak da yakın gelecekte olası görünmüyor. Ancak, güçbirliği yapan servis sağlayıcılar ve Relay (anti-spam) kuruluşları, yoğun olarak bu konu üzerine çalışıyor. Spam yaptığı tespit edilen IP blokları, bazen o IP blokunu hizmete sunan İnternet servis sağlayıcı ya da Web ve mail sunucuları tamamıyla bloke ediliyor. Yani, amiyane bir tabirle, kurunun yanında yaş da yanıyor.
Yine de bence, spamming’in önünü almak için teknolojik birtakım önlemlerden ziyade, bu yöntemlere başvuran işadamlarının, tüccarların ve esnafın pazarlama zihniyetini değiştirmesi daha uygun olacaktır. Elinde bir milyon aktif kullanıcının e-postalarının ve e-posta bombardımanı yapmaya yarayan programların kayıtlı olduğu bir CD’yi elinde tutan iş sahibi, gönderimden önce kendisine bazı sorular sormalı:
1. Sattığım ürün kimlere hitap ediyor? İlk vermiş olduğum örneklerdeki gibi endüstriyel makine parçaları satan bir firmanın, hiç tanımadığı, profilini, ilgi alanlarını, ihtiyaçlarını ve satınalma potansiyelini bilmediği bir milyon e-posta kullanıcısına SPAM mail yoluyla ürününü pazarlama olasılığı, en iyimser tahminle bile bir milyonda biri geçmeyecektir. Ticarette karşılıklı güven müessesesinin önemli olduğunu düşünen ve karşısındaki firmanın kim olduğunu bilmeyen, bilse de gaipten mesaj gönderen firmanıza güven duyamayan bir kişiyi kaybetmek kazanmaktan çok daha kolaydır.
2. Reklam gönderiyorum, ama acaba almak istiyorlar mı? İşte bu, göz önüne alınması gereken en önemli faktör. Bir şirketin, yeni reklam kampanyası için 40 tane adam tuttuğunu, sokaktan geçen vatandaşı ya da sizi zorla tutup billboard’lara verdiği ilana bakmaya zorladığını, ceplerine zorla broşür sokuşturduğunu, hatta sokakta yakalayıp yeni ürünleri olan kepek önleyici şampuanla cebren saçlarını yıkattırdığını düşünün. Daha da uç bir örnek verirsek, 3 kişi gelip size zorla yeni ruj ve tırnak bakım ürünlerini denettiriyorlar. Fakat bir saniye, siz bir erkeksiniz! Ne kadar rahatsızlık verici bir fikir değil mi? Gönderdiğiniz e-postaların, öncelikle insanlar üzerinde böyle negatif bir etki bıraktığını unutmayın. Çünkü, bunu onlardan izin almadan yapmış oluyorsunuz; bu da kişisel özgürlüklerine bir hakaret!
3. Bu işi ilk yapan ben miyim? Bu da uzun uzun düşünülmesi gereken bir diğer faktör. Hayır, maalesef ilk değilsiniz ve büyük ihtimalle son da olmayacaksınız. Neredeyse İnternet icat olunduğundan beri, birtakım kişiler, kolay yoldan para kazanmak adına, insanların e-posta adresleri üzerinden sizleri sömürüyor. Ayrıca, siz ilk olmadığınız için, büyük ihtimalle ya daha önce kötü bir tecrübelerinden ağızları yanmış ya da kanıksamış olduklarından, gönderdiğiniz mesajı daha açmadan, sizi emeğiniz, vaktiniz ve paranız ile birlikte siliyorlar.
4. Güvenilir miyim? Ciddi ve köklü bir işletme sahibi iseniz, şüphesiz öylesiniz. Fakat, olası müşterinizle empati kurmanız gerekiyor. Kendinizi onların yerine koyun. Siz sizi inandırıcı bulur muydunuz? Bugün telefonla pazarlama yöntemlerinin bile nasıl daha efektif olabileceği tartışılırken, dilsiz ve soğuk bir yazının başarı yüzdesi hakkında tahmin yürütmeye çalışın. Maalesef üzgünüm, daha çok çalışmanız gerekiyor. Bir milyonda bir. Sizi üzmemek adına, ben bir adet satın alıyorum.
5. İnternet üzerinde yerim nedir? Kuşkusuz, hedefe odaklı, net ve bilgilendirici bir Web sitenizin olması, şirketinizin prestiji adına büyük bir artıdır. Bugün, aynı sektörde birçok firmanın, birbirlerine İnternet üzerinden eriştiğini, öncelikli olarak da firmanızın Web sitesini incelediğini unutmayın. Sanal markette yerinizi sağlamlaştırın ve hitap ettiğiniz hedef kitleye ulaşabileceğiniz portallere üye olun; banner değişimi yapın; kartvizitlerinizde ve broşürünüzde Web sitenizin adresi de bulunsun.
Yukarıda bahsetmiş olduklarım, işin yalnızca İnternet boyutu. Ve sadece e-posta bombardımanıyla da bitmiyor. Girdiğimiz sitelerde pop-up (kendiliğinden açılan tarayıcı penceresi) reklamlar, sağdan sola uçuşan reklamlardan tıklayacağımız yeri keşfedemediğimiz de oluyor. Ya da bugünlerde cep telefonlarımıza gelen mesajlar da cabası. Bütün bu örnekleri çoğaltmak olası. Ve her örnek için, yukarıdaki 5 maddeyi işletebiliriz.
Sonuç olarak, bütün yollar Roma’ya çıkıyor. Elbette, bir firma kendini tanıtmalı; ürün ya da hizmetleri insanlara bir şekilde ulaşmalı. Fakat, bunun için kullanacağımız yöntemler, etkin, akıllıca, kişileri rahatsız etmeden, kabuslara girmeden, nazikçe ve sevecen olmalı.