Yazar: Jim M. Allen
Robert Frost, “The Road Not Taken” (Gidilmeyen Yol) adlı şiirinde, yaşamı ormandaki bir yola benzetir... Bazı yollar temiz ve pürüzsüz, diğerleri ise kasisli ve engellerle doludur. Frost’un şiiri, bizi cesur olmaya, risk almaya ve bilinmeyeni keşfetmeye teşvik etse de, işin aslı, hangi yolu seçerseniz seçin, tıkanacağınız bir an gelecektir. Bazı sorunlar deneyim dünyanızın çok dışında kalacaktır ya da öylesine şaşırtıcı bir durumla karşılaşırsınız ki ne yapacağınızı bilemezsiniz.
Ne yapacağınızı bilemediğinizde, “Şimdi ne olacak?” rutinine girmek çok kolaydır... Başka bir deyişle, defalarca “Şimdi ne olacak?” diye sorarsınız. Bu, son derece verimsiz bir döngüdür; çünkü, elinizdeki tek yanıt “Bilmiyorum”dur.
Bu anlatılanlar size tanıdık geliyorsa, aşağıdakileri göz önünde bulundurarak “Şimdi ne olacak?” rutininden kaçınmanızı öneririm:
1. Bilmemek ayıp değildir.
Çoğu insan, anında yanıt veremediği ya da karşılaştığı her sorunu öngöremediği için kendini hırpalayarak daha baştan tıkanıp kalır. Hiç kimse her şeyi bilemez ve hiç kimse her şeyi öngöremez. Dolayısıyla, bu konu üzerinde çok zaman harcamayın.
2. Duraklayın, durmayın.
Eldeki durumu değerlendirmek, gerçek sorunun ne olduğunu ve hangi olası çözümlerden yararlanılabileceğini keşfetmek için zaman ayırın. Ama, olan bitenler üzerine çok fazla kafa yormayın, hızınız kesilir. Duraklayın, ama durmayın ve yapmanız gerekeni yapmaya devam edin. (Fen derslerinizi hatırlayın: Hareketsiz bedenler, hareketsiz kalma eğilimi gösterirler...)
3. Ne yapacağınızı bildiğinizde ne yaparsanız, onu yapın.
Herhangi bir kimse bana “Ne yapacağımı bilmiyorum” derse, ona “Ne yapacağını bilseydin ne yapardın?” diye sorarım. Aptalca bir soru gibi görünüyor; ama, çoğu zaman soruma yanıt verebildiklerini görüyorum! Bazen soruna o kadar odaklanırız ki aslında çözümü bildiğimiz gerçeğini unuturuz. Bu soruyu sormak, bizi sorunları çözmeye odaklanmaya iter.
4. Her şeyi yapın.
Ne yapacağınız hakkında gerçekten bir ipucunuzun olmadığı zamanlar vardır. Bu durumlarda herhangi bir şey yapmak, hiçbir şey yapmamaktan iyidir.
Tahmin edin... Yemeğe gidin... Sola dönün.... Yazı tura atın... Birşeyler yapmak, yalnızca hareket halinde olmanızı sağlamakla kalmaz, soruna bakış açınızı değiştirir ve sürekli motive olmanıza yardım eder.
Yapmayı seçtiğiniz şey yapılması gereken en doğru şey değilse, bunu çok geçmeden fark edersiniz ve yolunuzu değiştirebilirsiniz. Elbette, çok doğru bir şey yapmış da olabilirsiniz ve aynı yolda devam edersiniz. Ne olursa olsun, çoğu durumda, birşey yapmak, hiçbir şey yapmamaktan çok daha iyidir (ve çok daha verimlidir).
5. Yardım alın.
Bütün yanıtları tek başımıza bilemeyeceğimizi kabullenmek, yapılması en zor işlerden biridir. Ne var ki, daha önce de belirttiğim gibi, tek bir kişi bütün yanıtları bilemez. Yine de yanıtı bilmemeniz hiç kimsenin bir yanıtı olmadığı anlamına gelmez.
Tanıdığınız insanlara olası çözüm önerilerini sorun. Ailenize, arkadaşlarınıza, iş arkadaşlarınıza ya da kişisel başarı koçunuza danışın. Görüşlerini alın, bu fikirlerden bazılarını deneyin... Uygun bir fikir bulabilirsiniz! (Bulamasanız da zamanınızı ve emeğinizi verimli bir biçimde harcadığınızı bilerek kendinizi daha iyi hissedersiniz.)
Öyleyse, ilerlemek zorlaştığında ve kendinizi “Şimdi ne olacak?” rutini içinde bulduğunuzda, bu fikirleri aklınızda tutun! İlerlemeye devam etmek zor olabilir; ama, imkansız olması gerekmez... “Ne yapacağını bilmemek”, başarı hedeflerinize giden yolun sonu olmak zorunda değil.