İki küçük çocuk bahçede kimsenin anlamayacağı, sadece aralarında konuşabilecekleri özel bir dili keşfetme oyunu oynuyorlardı keyifle.
- Brif, braf, dedi birincisi.
- Braf, brof, diye yanıtladı diğeri ve gülmekten kırıldılar.
Birinci katın balkonunda, gazete okuyan halim selim yaşlı bir bey vardı ve tam karşıda yüzünü pencereye dayamış, biraz huysuz görünüşlü yaşlı bir kadın.
- Ne budala şeyler, şu çocuklar, dedi kadın.
Yaşlı adam aynı fikirde değildi:
- Ben hiç de öyle düşünmüyorum.
- Bana konuştuklarını anladığınızı söylemeyeceksiniz herhalde.
- Bilakis hepsini anladım. Çocuğun biri “Ne güzel bir gün” dedi. Diğeri “Yarın daha da güzel olacak,” diye cevap verdi.
Kadın burnunu kıvırdı, ama karşılık vermedi çünkü tam o anda çocuklar tekrar oyunlarına başlamışlardı.
- Maraski, barabaski, pippirimoski, dedi biri.
- Bruf, diye yanıtladı öteki ve katılırcasına güldüler yeniden.
- Şimdi de anladınız mı yoksa ne konuştuklarını, dedi kadın öfkeyle.
- Evet tabii ki anladım, diye yanıt verdi adam gülümseyerek. Birincisi “İyi ki hayattayız”, ikincisi de “Hayat bir harika,” dedi.
- “Gerçekten de harika mı?” diye sordu kadın ısrarla.
- Brif, bruf, braf, oldu adamın yanıtı.
Kaynak: Ahmet Şerif İzgören, Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır, Elma Yayınevi, 32. Basım
E-BÜLTEN
hayata dair
Hayat