Yazar: Deborah Baker-Receniello
Yaşam, temel olarak, hatta büyük oranda, gerçeklerden ve olaylardan oluşmaz. Esasen, kişinin kafasında sonsuza dek akan bir düşünce ırmağından oluşur.
Mark Twain
Yaratmanın görünmezliğini fark ettiğinizde, yaratıcı yetilerinizin daha çok farkında olmak için ne yapmanız gerektiğini anlamaya başlarsınız. Bilim, yaşamda daha büyük deneyimler yaşamak üzere daha kapsamlı bir düşünce modeli oluşturmak için bilgi ve deneyimden yararlandığınızı söyler. Şunları sorarsınız: Ya böyle olursa? Olasılıklar neler? Bunu daha iyi ya da farklı nasıl yapabilirim? Mucizelerin gerçekleşmesini nasıl sağlarım? Yaşamımda olağanüstüyü olağana çevirmenin bedeli nedir? Bu, bilimin, beyin fonksiyon süreciyle açıkladığı dahili bir gerçekliktir.
Beynin ön bölgesi (frontal lob), resimlerin, elektromanyetik enerji halinde, bilgi olarak saklandığı yerdir. Beyin, enerji üretmek ve enerjiyi gerçekliğe dönüştürmek için bir süreçten faydalanır. Görüntüyü, zihinsel bir matriks, mavi kopya ya da model olarak düşünebilirsiniz. Bu mavi kopyayı alın ve elektriksel uyarıcılar (beyinde yanan nöronlar) yardımıyla dönüştürün. Biçimini; enerji (duygu), kimyasal yapılar (hormonlar) ve hipotalamustan bellek ile yüklemeniz ya da canlandırmanız gerekir.
Görüntünün duygu ya da karakteri ne kadar geniş olursa, onu fiziksel dünyaya kazandırmak için o kadar çok enerji gerekecektir. Bunun için, önce görüntü ya da niyet, daha sonra görüntüyü enerjiyle genişletmek ya da yüklemek için yoğunlaştırılmış odak kullanılır. Bu durum, daha şiddetli bir arzuyu ortaya çıkarır. Arzu, taahhüdü doğurur. Bu da duyguyu (enerji) fiziksel güç ve eyleme dönüştürür.
Gerçek şu ki zihinlerimiz çok güçlüdür ve odaklandığımız resimler, yaşamlarımızda sevsek de sevmesek de sonuçlar doğurur. Fikirler alemi, düşünce, imgelem, niyet ve duygunun içsel dünyasıdır. Eşyalar, mekanlar ve ortamlar, içinde yaşadığımız fiziksel ortamı -eylemler, nesneler ve olaylar- oluşturur.
Olimpiyat atletleri, kendilerini, her adımlarını mükemmele doğru atarken ve sonra madalyanın boyunlarına takılması için kürsüde beklerken hayal ederler. Bruce Jenner, Nancy Kerrigan ve diğerleri, canlandırmanın başarılarındaki kilit rolünü her fırsatta açıklamışlardır. Canlandırma teknikleri, bu atletlerin performansında bu kadar güçlü bir etkiye sahipse, bu tekniklerin, sizin için ve gerek kişisel, gerekse kurumsal başarınız için neler yapabileceğini bir düşünün.
Hiç kendinizi romantik bir Karayip adasında, okyanus rüzgarında hafifçe salınan bir ağacın gölgesinde hayal ettiniz mi? Donald Trump ile sohbet ettiğinizi ya da Oprah ile röportaj yaptığınızı hayal ettiniz mi? Herkes bir şekilde hayal kurar. Bir hayali gerçeğe dönüştürmek için atılması gereken bir sonraki adım nedir?
Nihai hedefinizi bilmeniz gerekir. Büyük bir suluboya sanatçısı olmak istiyorsanız, kendinizi o şekilde hayal edin. Eserlerinizin dünyanın en iyi galerilerinde sergilendiğini gözünüzün önüne getirin. Ünlü eleştirmenlerin eserleriniz hakkında övgü dolu yazılar yazdıklarını düşünün. Kendinizi stüdyonuzda, tamamen size özgü eserler yaratırken düşleyin. Resmi yalnızca görmeyin, aynı zamanda duyun, hissedin, yaşayın ve olun! Ve her bir şeyin, yapmanız gerektiğini düşündüğünüz birşey değil, gerçekten istediğiniz şey olmasını sağlayın. Onu canlı kılın! Bilinçaltınız, gerisini halledecektir.
İleriyi Görmeye Çalışın
Kendinizi yapmak istediğiniz şeyi yaparken hayal edin. Seçtiğiniz hedefe çoktan varmışsınız gibi detaylı düşünün. Yeni bir işe mi başlamak istiyorsunuz? Kendinizi açılış gününde yeni müşterileri karşılarken ve satış yaparken hayal edin. Aktör Jim Carrey’nin kendini hayal kurmaya adamasına ilişkin en efsanevi örneklerden biri, “verdiği aktörlük hizmetlerinden” dolayı kendine 10 milyon dolarlık çek yazmasıdır. 1990’da, halen görece olarak pek tanınmadığı bir zamanda, çekin tarihini 1995 yılının Şükran Günü’ne gelecek şekilde atmıştır. Sorun, para değildi; aslında Carrey, bu kadar çok kazanırsa, en iyi insanlarla en iyi malzeme üzerinde çalışacağını biliyordu. Bu, her zaman onun hayaliydi. Gerçekten şaşırtıcı olan kısım ise 1995 yılı Şükran Günü’nden hemen önce Jim Carrey’nin 10 milyon dolarlık bir sözleşme imzalamasıdır.
Hedeflerinize Çoktan Ulaştığınızı Hayal Edin
Zamanı nasıl geçirirdiniz? Güçlü müşterileriniz ve referanslarınız kimler?
Ne miktarda? Ne kadar sık? Kendiniz için ne kadar para, memnuniyet, minnettarlık ya da hazine yarattınız? Sevdiğiniz insanlar ya da hayır işleri için ne kadar para ayırabiliyorsunuz?
Herhangi Bir Tahmini Gözünüzde Canlandırın
Yukarıdakiyle aynı tekniği kullanın. Yalnız, bir hedef yerine, lüks bir toplantı odası, çok sayıda rahat iskemle ve bir masa yaratmaya başlayın. Adayları içeri davet edin; onlarla ihtiyaç ve istekleri hakkında konuşun. Herhangi bir alanda deneyimli lider, uzman ya da arkadaşları davet edin ve onlara sorular sorun.
Konuşmanızı ya da Sunumunuzu Gözünüzün Önüne Getirin ve Prova Yapın
“Men Are from Mars, Women Are from Venus” (Erkekler Mars’tan, Kadınlar Venüs’ten) kitabının yazarı Dr. John Gray, hayallerini cesurca kullanmıştır. Gray’in bilinçaltı, bir seminere 70 kişinin katılması “gerçeği” ile kendi imgeleminde yarattığı 3.000 kişilik dinleyici kitlesi hayali arasındaki farkı anlayamıyordu. Sonuç olarak, bunun gerçek olduğuna inanan bilinçaltı, bu inanca göre hareket etti ve sihirli bir şekilde, büyük kalabalığı gözler önüne serdi!
• Kendinizi dinleyicilerin önünde hayal edin.
• Kendinizi ve bilginizi belli bir stil ve zarafet ile ya da dikkat çekici ve komik bir biçimde sunun.
• Dinleyiciler arasında başların onaylarcasına öne doğru sallandığını hayal edin.
• (X sayısında) gülen yüzü ve coşkuyu hayal edin.
• Alkışları duyun.
• Arka uç satışlarını hayal edin.
• Yeni müşterileri hayal edin.
• Bir sonraki randevuyu hayal edin.
• Bir sonraki ürünü hayal edin.
Başarılı Gününüzü Gözünüzde Canlandırın
Güne başlama zamanı gelmiştir. Saat kaç? Giyiniyorsun. Ne giyiyorsun? Kapını işe açıyorsun. Nerede ve neye benziyor? Bütün gün ne yapıyorsun? Memnun müşterileri hayal edin. Kendinizi günün sonunda elinizden gelenin en iyisini yaptığınızı biliyorken hayal edin. O günü bitirdiğinizde rahatça dinlenirsiniz. Gününüzü yaratın. Bu, her güne başlamadan önce yapabileceğiniz en iyi egzersizdir.
Taahhüt, bizi eylem, planlama, yürütme ve geribildirime uzanan köprüye götürür. Taahhüt, istediğiniz şey için harekete geçme isteği ve sizi ona ulaşmaktan alıkoyan şeylerden kurtulma arzusudur. Ardından, eyleme geçilir; bunlar, planladığınız ve başlattığınız adımlardır. Böylece, deneyim kazanırsınız. Deneyimden sonra daha iyi bir model oluşturabilirsiniz. Deneyiminiz hakkında bilineni alın ve deneyimi iyileştirmek için kullanın. Her defasında, deneyimlerinize ilişkin daha iyi bir model ve daha iyi bir dünya yaratırsınız.
Özel yaşamınızda ya da işinizde gözünüzde canlandırmayı kullanabileceğiniz alanlar neler olabilir?..