Yazar: Brenda Shoshanna
Bir ilişkide tarafların birbirlerine verebilecekleri en büyük hediye, gerçek benlikleri; oldukları gibi olmalarıdır. Bazıları için bu zor değildir; ama çoğu insan için, maskeleri çıkarmak ve gerçek olmak için pratik yapmak gerekir. İlk başta, oyun oynamayı bırakmak ve kendin olmak, ürkütücü görünebilir. Ne var ki, ilişkilerde ortaya çıkan sorunların büyük bölümü, bunu yapmaya isteksiz olmamızdan kaynaklanır. Oynadığımız oyunların bizi koruduğunu sanırız. Oysa onlar, aslında sorunlarımızın kaynağıdır. Gerçek temas ihtiyacımız o kadar güçlüdür ki bu olmadığında, eşimiz kolaylıkla kendini yalnız, reddedilmiş ya da önemsizmiş gibi hissedebilir.
Oyunları devam ettirmenin çeşitli yolları vardır. Eşimizin gerçekten kim olduğunu ya da bizden gerçekten ne istediğini anlamak yerine, hoşlanmadığımız birşey olduğunda, onlara hemen bir etiket buluruz. Bizim için bir nesne, bir yabancı ya da bir tür düşman haline gelirler. Kendilerini açıklamaları için bir şans vermeden, onları bir kenara atarız. Böylece, sürekli olarak birbirimizden uzaklaşır; sonra da kendimizi neden bu kadar yalnız hissettiğimizi merak ederiz.
Hepimizin en büyük ihtiyacı, oyun oynamayı bırakmak, kim olduğumuza güvenmek ve yaşamımıza giren her insanın bir neden için orada olduğunu fark etmektir. Bu insanları, gerçekten tanımak gerekir. Kendimiz ve onlar arasında köprü kurmayı öğrenmeliyiz; açık iletişimin gerçekleşmesine izin vermeliyiz. Bunu yapmak istemediğimizde, bunun nedeni, genellikle saklanmamız ve tanınmaktan korkmamızdır.
Oynadığımız Oyunlardan Nasıl Kurtuluruz?
Gerçek olma yolculuğumuza başlamak için, oynadığımız rolleri ve sahip olduğumuz fantezileri yakından incelemekte fayda vardır. Bu roller, genellikle önümüze çıkan engellerdir. Roller, hipnotik olabilir; bir role ya da fanteziye aşık olmak ve bunun gerçek kimliğimiz olduğuna inanmak kolaydır.
Ya da daha yaygın bir biçimde, başkasının oynadığı role aşık oluruz, bu rolün etkisine gireriz ve gerçek kişinin kim olduğu hakkında hiçbir fikrimiz olmaz. Bu olduğunda, o kişiye aşık olmayız, bizim için yarattıkları fanteziye aşık oluruz. İşler değiştiğinde şoke oluruz ve bir gün gerçekten kim olduklarını ortaya çıkarırız. Bu noktada, çoğu ilişki zorlaşır.
Bir rol ya da imgeden kurtulmanın tehlikeli görünmesinin çok nedeni vardır. Bazıları, gerçek olma fikrini, bencil olma fikriyle, başkalarının hislerini dikkate almamakla karıştırır. Tam tersi de yeterince tuhaftır. Hakça yanıt verebildiğimizde, gerçek anlamda ilgi göstermeye başlarız. Öte yandan, rollerimizi ve oyunlarımızı oynadığımızda, başkalarından bu tür sahte bir yanıtı zımnen talep ederiz. Bu tarz bir ilişki biçimi kuvvet kırıcıdır ve zevki, eğlenceyi, canlılığı alıp götürür. Her şey tahmin edilebilir hale gelir. Can sıkıntısı başlar.
Bir rol içinde kaybolmanın en büyük tehlikesi, hem kendimiz hem de başkaları açısından, gerçekten kim olduğumuzu ve neler olup bittiğini unutmamızdır. Belli bir fanteziye ya da role yapışıp kaldığımızda, inanılmaz miktarda yanlış anlama olur. Kendinizi bu durumdan kurtarın.
Kendimizi her zamanki rollerimizden sıyırmak için, bir başkasının rolüne soyunmakta yarar vardır. Durumu, eşinizin bakış açısından görmeye çalışın. Bir süre için onlarmışsınız gibi davranın. Bu doğru olsaydı, neye ihtiyaç duyardınız ya da ne isterdiniz? Kendinize onların gözünden bakın. Gerçekten bir sürpriz yaşayabilirsiniz. Diğerlerine yönelik şefkat ve anlayışımız arttıkça, kalıplaşmış tepkilerimiz de yok olur.
Ufuklarımızı sürekli olarak genişletmek durumundayız. Hiçbir ilişki, sonsuza dek aynı şekilde kalmaz. Eğer büyürse, solmaya başlar. Genişlemezsek, körelmeye de başlarız. Biz gerçek oldukça ve gerçek kimliğimizle yanıt verdikçe, taze olasılıklar, esneklik ve canlılık hissine kapılırız. Bu, heyecanı ve macerayı da bir araya getirir. Bu, hem diğerleri hem de kendimiz için en büyük hediyeyi sunmanın yüzde yüz garantili bir yoludur.