Yazar: Steve Farber
Yıllar içinde tanıdığım en etkileyici Uç Liderler, çevrelerindeki insanlara -meslektaşlarına ve müşterilerine- sınırsız bir tutkunluk ve minnettarlık duyuyorlar. Hiç kuşkusuz, başkalarının başarılarını fark ediyorlar; ama aynı zamanda, onların öykülerini öğreniyor; verdikleri mücadeleleri anlıyor; umutlarını, hayallerini ve emellerini özümsüyorlar.
Uç Liderler, uyanık, dikkatli, gözlemci ve şefkatlidirler. Ve en umulmadık yerlerde, bankalarda bile, olabilirler.
Dick ile ilk tanıştığımızda, bankanın kurumsal bölümünde çek işlemlerinden sorumlu bulunuyordu. Burası, bir bankanın üretim operasyonuyla karşılaştırıldığında en içe dönük bölümüydü. Etnik açıdan karma bir yapıya sahipti; ağırlıklı olarak, mavi yakalı çalışanlardan oluşuyordu. Dick bana bölümü gezdirirken, gurur ve heyecandan gözlerinin içi gülüyor; benzersiz verimlilik artışlarını ve çalışanların moralinin zirveye çıkmasını konu alan öyküler anlatıyordu.
Biz konuşurken Dick’in “ben” zamirini çok nadir kullandığını fark ettim; “Ben bunu yaptım” ya da “Ben şunu başardım”daki gibi. Aslında, “biz” zamiri de o kadar sık karşıma çıkmadı. Bunun yerine, tek tek kişiler ve birbiri ardına zorlukları nasıl yendikleri hakkında art arda öyküler anlatıyordu. Bu öykülerin çoğunu da öykünün kahramanı hemen orada ayakta dururken anlattı. Bazıları, dikkatler üzerine çevrildiği için utandı; ama istisnasız her biri, aceleyle işine dönmeden önce hararetli bir biçimde “teşekkür” etti.
Bu durum, Dick’in bir egosu olmadığı anlamına gelmiyor. En iyilerle birlikte göğsünü gererek dolaşabilirdi; ama bunu uygun zamana sakladı; genellikle yemekten ve bol içkiden sonraya. Ayrıca, her zaman kendi kendini bir ya da iki kez protesto etmek suretiyle kendiyle övünme halini hafifletti. Dahası, hep dönüp dolaşıp tek bir merkezi temaya geldi: çalışanlarına, cesarete, hayal gücüne, kişiliklere ve dürtüye olan derin minnettarlığı. Çalışanlarının başarılarına duyduğu saygıdan ne kadar etkilendiğimi hatırlıyorum ve geriye dönüp baktığımda, onlardan gerçekten büyülendiğini görebiliyorum.
Basitçe söylemek gerekirse, Dick ekibindeki bireyleri seviyordu; en sonunda işten çıkarmak zorunda kaldıklarını bile.
Yıllar sonra, Kıdemli Başkan Yardımcısı (bankada ilahi bir statü) olarak atanmasının, bir birleşme atlatmasının ve bir başka bölüme geçmesinin ardından, Dick bazılarının daha yumuşak bir ifadeyle “güç azaltımı” dedikleri işle görevlendirildi. 12 aylık süreçte, bölümünü 1.500 kişiden 175 kişiye indirdi; genellikle dış kaynak kullanımı yoluyla. Ne var ki, aynı süreçte, çalışan memnuniyeti yüzdeleri, düzenli bir artışla 70’lerden 80’lere çıktı. İşte bu, sezgisellik karşıtı birşeydi. Gerekçesi de geride kalanların halen bir işleri olmasına sevinmeleri değildi (ki seviniyorlardı). İşten çıkarma sürecini yaşamış biri, bu olayın genellikle yüksek stres, olumsuzluk ve paranoya ile tanımlanabileceğini söyleyecektir. Dick’in bölümünde bu böyle olmadı.
Dick’e, insanlar kapı dışarı edilirken bile bu şaşırtıcı ruh halinin ve moralin var olmasını nasıl açıklayacağını sorduğumda, şöyle dedi: “İki şeyle açıklayabilirim: Her zaman herkesi işin içine dahil ettim ve her allahın günü bu işle uğraştığımı sürekli olarak bilmelerini sağladım.”
Arkadaşım Dick’ten ders alın ve bu taktiği kendiniz için uygulamaya çalışın:
1. İşinizle ilgili olarak bir ya da iki dahili kilit isim (meslektaşlar, çalışanlar, ekip, yöneticiler, iş ortakları ve diğer müttefikler, vb.) ile bir ya da iki harici kilit isim (müşteriler, üretici firmalar, tedarikçiler, vb.) yazın.
2. Herkes hakkında bildiğiniz her şeyi -şirketteki “işlevi” dışında- listeleyin. Her birini bir insan olarak ne kadar tanıyıp tanımadığınızı değerlendirin.
3. Her kişiye kendi yaşamından önemli bir öyküyü ya da olayı size anlatmasını isteyin. Ya da bir sonraki konuşmanızda daha fazla bilgi edinmeye çalışın. Her birinden, işle ilgili olarak yaşadığı bir numaralı zorluğu sizinle paylaşmasını rica edin.
4. Ona bu zorluğu aşma konusunda herhangi bir şekilde yardım edip edemeyeceğinizi sorun. Karşınızdaki kişi teklifinizi reddetse bile böyle birşeyi sormanızı her zaman takdir edecektir.
5. Bir ya da iki kişi daha seçip, aynı şeyi bir daha yapın.
6. Çevrenizdeki insanlar bitinceye kadar bunu yapmaya devam edin; başka bir deyişle ömrünüzün sonuna kadar.