Nicola Williams’ın evinden uzakta, Fransa’daki düğün anıları:
Annem dehşete düşmüştü desem abartmış sayılmam. Düğünümden birkaç gün önce, anneme gidip damatla beraber kiliseden düğün törenine kadar olan iki kilometrelik yolu yürüyeceğimi söylediğimde tepkisi böyle olmuştu. O gün konukların çoğu da şoke oldu. Hızlı tempolu hayatlar yaşayan bizlerin, yolculukların en kısası için derhal arabalarımıza atlama dürtümüz, aslında ne kadar budalaca. Fakat kocam, kilisenin girişinde neşe dolu pirinç yağmurunun altındayken elimi tutup, “Haydi herkes bu ilk yolculuğumuzda bizimle yürüsün!” diye neşeyle bağırdığında konuklar ince yüksek topukları, havalı frakları ve köşede park eden arabaları bir an için unuttu. Herkes bizi izledi.
Aradan yirmi yıl geçti. Beaujolais tepelerinden yumuşak bir kavisle inen ve güneşin altında kavrulan o bağlardan tören geçidi şeklinde geçmek, hayatımın en güzel yürüyüşlerinden biri olarak kaldı. O gün, iki ayrı dünyadan gelen dostlarımızla büyüleyici bir kır patikasında yürürken, hepimiz kendiliğindenlik ve sadelik büyüsünün etkisi altındaydık. Taş şapelin önünden serilerek uzanan dolambaçlı kıvrımlara girdik. Köy merkezindeki 19. yüzyıldan kalma mermer çeşmenin önünden geçip, peri masallarından fırlama görkemli bir kale olan Chateau de Varennes’e tırmandık. Antik kilometre taşları yolumuza kılavuzluk ediyordu ve yürüyüş hızımız ancak bir salyangozunki kadardı. Düğün konukları, sonbaharın kiraz kırmızısı Gamay şarabını vadeden üzümlerine gebe, sık asma sıralarının yanından sakin adımlarla geçti. Lyonlu bir tasarımcı tarafından bana özel biçilmiş gösterişli beyaz gelinliğim ve Paris’te birkaç hafta önce ısmarladığım bantlı topuklularım, naturellement, annemin korktuğu kadar uygunsuzdu ama samimi söylüyorum, ayaklarım spor ayakkabı giymişçesine emin adımlarla ilerliyordu.
Yoldaki son kıvrım, sahne perdeleri kalktığında karşımıza çıkan göz kamaştırıcı bir serap gibiydi: Her tarafı motiflerle süslü, kalın yıldıztaşlarıyla örülü duvarların üzerinde yükselen Rönesans kuleleri! Muhteşem bir yürüyüşe en uygun zirve noktası olmuştu burası. Kilise ortamının hipnotize eden vakarı ile, o sağlam duvarlar arasında şafağa kadar sürecek çılgın parti arasındaki perde arası gibi gelen o Beaujolais yürüyüşü, görkemli bir yavaş çekim sahnesinde aşk, yaşam ve dostluk için sürpriz bir kutlama olmuştu.
E-BÜLTEN
ipuçları
Benim Yolum, Benim Tarzım