Yazar: Bud Bilanich
Hikayeleri severim. Bence hikayeler, önemli şeyler söylemenin çok güçlü bir yoludur.
Aşağıda, özgüvenle ilgili çok sevdiğim bir hikaye okuyacaksınız:
Bir şirket yöneticisi borca batmıştı ve hiçbir çıkış yolu bulamıyordu. Alacaklılar çevresini kuşatmıştı. Tedarikçiler paralarını istiyorlardı. Parktaki banklardan birine oturdu; başı ellerinin arasında, şirketini iflastan kurtarmanın bir yolu olup olmadığını düşünüyordu. Birden önünde yaşlı bir adam belirdi. “Bir derdin olduğunu görüyorum,” dedi. Yaşlı adam, yöneticinin derdini dinledikten sonra, “Sanırım sana yardım edebilirim,” dedi. Yöneticiye adını sordu ve bir çek yazdı. Çeki eline tutuşturdu ve “Bu parayı al. Tam bir yıl sonra burada benimle buluş; o zaman borcunu ödersin,” dedi. Sonra arkasını döndü ve geldiği gibi hızla gözden kayboldu. Yönetici, elinde 500 bin dolarlık bir çek olduğunu gördü. Çekin altındaki imza, o dönemde dünyanın en zengin insanlarından biri olan John D. Rockefeller’a aitti! Bir an “Bütün parasal sorunlarımı hemen şimdi çözebilirim,” diye düşündü. Ama bunun yerine, çeki bozdurmadan kasasında saklamaya karar verdi. Çekin orada olduğunu bilmek, işini kurtarmanın bir yolunu bulmak için ona güç verebilirdi.
Yenilenmiş bir iyimserlikle, daha iyi anlaşmalar yaptı ve ödeme sürelerini uzattı. Pek çok büyük satışı kapattı. Birkaç ay içinde borçlarından kurtulmuş ve yeniden para kazanmaya başlamıştı. Tam bir yıl sonra, bozdurmadığı çekle parka geldi. Kararlaştırılan saatte yaşlı adam göründü. Yönetici tam çeki uzatıp başarı hikayesini anlatmak üzereydi ki bir hemşire koştura koştura geldi ve yaşlı adamı tuttu. “Onu yakaladım!” dedi yüksek sesle. “Umarım sizi çok sıkmadı. Sürekli olarak huzurevinden kaçıyor ve insanlara John D. Rockefeller olduğunu söylüyor.” Ve yaşlı adamı kolundan kavrayıp uzaklaştırdı. Şaşkına dönen yönetici, olduğu yerde kalakaldı. Bütün bir yıl, arkasında yarım milyon dolar olduğunu bilerek çalışıp didinmiş, alıp satmıştı. Birdenbire, yaşamını değiştiren şeyin, gerçek ya da hayali olsun, para olmadığını fark etti. Kovaladığı her işi başarma gücünü veren şey, yeni bulduğu özgüveniydi. Bu hikaye çok hoş olmasına rağmen, gerçek olup olmadığı konusunda şüphelerim var. Yine de pek çok fabl gibi, kariyer ve yaşamda başarı hakkında sağduyulu bir yaklaşım sunuyor. Kendinize ve başarınıza inanıyorsanız, bu inancı gerçeğe dönüştürmenin yollarını bulabilirsiniz. Bunu bir düşünün.
“Positoovity”
Karım Cathy ve ben, “Küçük Denizkızı” adlı yeni Disney müzikalini Broadway’de sergilenmeye başlamadan önce izleme imkanı bulduk. Muhtemelen büyük sükse yapacak bir oyunu Broadway prömiyerinden önce izlemek gerçekten güzeldi. Oyunu adını veren Ariel karakterini Denver’lı Sierra Boggess oynadığı için temsilden daha da zevk aldım. Denver’da yaşıyorum da... İkinci perdedeki ilk sahne “Positoovity” nedeniyle bu eseri örnek veriyorum. Hikayeyi bilmeyenleriniz için, Ariel sesini kötü kalpli teyzesine satmıştır. Böylece, denizden ayrılacak ve Prens Eric’in kalbini kazanmak için insan olabilecektir. Tek bir şart vardır. Ariel üç gün içinde Prens’i onu öpmeye ikna etmelidir. İkinci perde açıldığında, Ariel yeni bacaklarıyla sahilde yatarken görülür. Ne var ki, yürümek düşündüğünden daha zordur. Martı Scuttle geldiğinde, Ariel vazgeçmek üzeredir. Sözcükleri uygunsuzca kullanmada bir usta olan Scuttle, Ariel’e vazgeçemeyeceğini ve biraz “positoovity”ye (olumlu düşünce) ihtiyacı olduğunu söyler. Daha sonra, Scuttle ve martı arkadaşları, olumlu düşünmenin gücü hakkında Ariel’e harekete geçirici bir şarkı söylerler. Bunu çok sevmiştim.
“Positoovity”, harika ve eğlenceli bir şarkı; ama mesajı çok daha güzel. Hepimizin yaşamımızda biraz “positoovity”ye ihtiyacı var; “positoovity”, basit bir tanımla, kişinin kendine inanmasıdır. Olumlu insanlar, her şeyin iyi yönünü görürler ve vazgeçmezler. Bu ise harika bir sağduyu mesajıdır. Yaşamınıza biraz olumlu düşünce katın; başarıya giden yolda kendinizi iyi hissedeceksiniz.
Deneyim ve Güven
Stan Smith, efsanevi bir tenisçidir. Wimbledon ve ABD Açık turnuvalarını kazanmıştır. 1972 yılını dünyanın bir numaralı tenisçisi olarak kapatmıştır. Newport’taki ünlü bir tenis kulübünün üyesidir. Bir seferinde ondan yapılmış harika bir alıntıya rastlamıştım: “Deneyim, size ne yapacağınızı söyler. Güven, bunu yapabilmenizi sağlar.” Smith’ten yapılan bu alıntıyı seviyorum; çünkü, özgüvenin üç yönünü de kapsıyor: iyimserlik, korkularla başa çıkmak ve kendinizi olumlu insanlarla çevrelemek. Deneyim, zalim bir öğretmen olabilir. En iyi dersler, en kötü deneyimlerden çıkarılır.
Deneyimlerinizden yararlanmak için, iyimser olmanız gerekir. Başarısızlıklarınızdan birşey öğrenebileceğinize ve bu bilgiyi iyi yönde kullanabileceğinize inanmalısınız. Korkularınızla yüzleşmeye de istekli olmalısınız. Daha önce başarısız olduğunuz bir duruma kendinizi yeniden sokmayı ve başarmanıza yardımcı olacak yeni birşey denemeyi istemelisiniz. Son olarak, çevrenizde sizi destekleyecek olumlu insanlardan oluşan bir kadro bulundurmalısınız. Bu insanlar, iyimserliğinizi sürdürmenize ve korkularınızla yüzleşmenize yardımcı olabilirler. Bu olumlu insanlar, performansınızı artırmak için ne yapmanız gerektiğine karar vermede de size yardım edebilirler.
Buradaki sağduyu noktası basittir. Hepimiz zaman zaman başarısız oluruz. Kariyer ve yaşam yıldızları, yaşamlarında ve kariyerlerinde ilerlemek için, başarısızlıklardan edindikleri deneyimlerden yararlanırlar. Deneyimlerinden yararlanmalarına yardımcı olacak güveni oluşturmak için ise iyimserliklerini, korkularıyla yüzleşme isteklerini ve yaşamlarındaki olumlu insanları kullanırlar.