Yazar: Enis Batur
“Buna ne diyeceksin? Hamiş kelimesi hiç hoşuma gitmiyor. Frenkçe kısaltılmışı,
beynelmilel, kullanıvereyim mi dersin? Mektubumun mabadi demek de vardı ama,
birisi kalkar:
- Monşer, hadi “Post-Scriptum”u bilmiyor diyelim, hamiş demesini de mi beceremiyor?
Ah bu yeni nesil! deyiverir. Derler sevgilim bilemezsin.”
Sait Faik
İster “PS” (post-scriptum) diye yazılsın mektubun dibine, ister bizde eskilerin dediği gibi “Hamiş” diye: Onun adı “az daha unutuyordum”dur aslında.
Bir mektubun sonunda: Sahi, geçen mektubunda sözünü ettiğin o garip kadını bir daha görebildin mi?
Bir başkasının sonunda: Çok merak ediyorum doğrusu, bu mektubumu da ‘mesafeli’, ‘soğuk’ mu bulacaksın bakalım?
En sonunda: Az daha unutuyordum, kocan olacak Çengelköy hıyarı bayağı hastaydı yanılmıyorsam, sakın iyileşiyor falân olmasın?
Yapılabilseydi, ne harika olurdu: Bir “PS Antologyası”.
Kaynak: Enis Batur, Gönderen: Enis Batur, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1991,
s.41.