Yazar: Patricia Omoqui
Bir okuyucum bana e-postayla “Reddedilme durumunda ne yapmalıyım?” diye sormuş. Onun sorusunu yanıtlarken, bu konuyu ele alan bir makale yazmam gerektiğine karar verdim; çünkü reddedilme, hem günlük yaşamda, hem de bir ömür boyu karşılaştığımız son derece önemli ve yaygın bir sorun.Reddedilmeyi henüz gençken deneyimlemeye başlarız. Ebeveynlerimiz bizi eleştirirler; hatta bazıları yaşamlarımızdan çıkar ya da bizi kendi yaşamlarından çıkmaya zorlarlar. Arkadaşlar bize oyun sahasında sövüp sayar ve arkamızdan konuşurlar. Reddedilmenin derin acısı buluğ çağında da devam eder. Erkek ve kız arkadaşlar bizi terk ederler. Eminim, ilk sevgilinizden ayrıldığınız günü dün gibi hatırlıyorsunuz, yanılıyor muyum? Teslim ettiğimiz sınav kağıtları düşük notlar ve öğretmenin olumsuz yorumlarıyla bize geri verilir.
Yetişkin hayatımız reddedilmelerle doludur. İş teklifleri potansiyel yatırımcılar tarafından bir kenara atılır. Arkadaşlarımız ve aile üyeleri hayallerimizle dalga geçerler. Yazdığımız taslak metinler derhal kağıt çöpüne atılır ve bunlara asla ikinci bir kez bakılmaz. Çok önemsiz terslemeler bile bizi üzer, umutsuzca ihtiyaç duyduğumuz taksi önümüzden geçer gider.
Bu reddedilme ne zaman sona erer?
Bilin bakalım. Ermez. Bu gezegende 6 milyar insan var ve hoşlansak da hoşlanmasak da, her birimiz kendi fikrimizden sorumluyuz. Her birimiz yaşam deneyimlerimizi şekillendirme özgürlüğüne sahibiz ve bu da hepimizin her an her dakika seçimler yaptığımız anlamına gelir. Bazen yapılan seçim bizi ihmal eder. Böyle bir seçimi kişisel bir reddedilme olarak algılarsam, derin üzüntü duyarım.
Reddedilme, biz onu öyle görmeyi seçmediğimiz sürece kişisel olmak zorunda değildir. Bir işe alım yöneticisi olarak, genellikle tek bir açık pozisyon için düzinelerce adayla görüştüğüm oldu. Pek çoğundan hoşlansam ve yeteneklerini çarpıcı bulsam da, yalnızca birini işe alabilirdim. Bu, kişisel değildi.
Üniversitedeyken, zeki ve yakışıklı bir sporcuya aşık olmuştum. Benim için “en uygun” kişi olduğuna emindim. Ne var ki, bir yıl flört ettikten sonra kendini geri çekti. Şoke olmuştum. Birbirimiz için yaratılmış olduğumuzu neden göremediğini anlayamıyordum. Çok geçmeden benimle çıkmayı bıraktı, kampustaki başka bir kızla çıkmaya başladı. Onun seçimini kabullenmek, bana çok fazla gözyaşına ve içsel mücadeleye mal oldu.
On yılı aşkın bir süre sonra oturduğum şu koltukta, dürüst davrandığı için bu sporcuya minnettarlık duyuyorum. Onunla kuracağımız uzun vadeli bir ilişkinin ikimizi de kısıtlamış olacağını şimdi açıkça görüyorum. O bu “reddedilme” ile bana bir armağan vermişti. Olan biteni bende bir sorun varmış gibi algılamasaydım, onca üzüntüyü de çekmeyecektim.
Bu hikayeleri, çektiğim gereksiz ıstırapları sizin de çekmemeniz için paylaşıyorum. Reddedilme asla kişisel değildir. Artık anladım ki, biri beni reddediyorsa, bu benimle ilgili bir şey değil. Ebeveyniniz ya da eşiniz sizi terk ediyorsa, bu sizdeki bir eksiklikten kaynaklanmıyor, onların kendi iç meselelerinden kaynaklanıyor. Sizi bunu böyle kabul ettiğinizde kendinizi ne kadar farklı hissedeceğinizi fark etmeye davet ediyorum. Şimdi görüyorum ki, reddedilme benim önümü açıyor.
Reddedilmeye ilişkin aşağıdaki fikirler üzerinde düşünün ve bunların herhangi birinin sizi yolculuğunuzda destekleyecek yeni bakış açıları sunup sunmadığına bir bakın:
1. Reddedilme sizinle ilgili değildir, kişinin derinden hissettiği öznel ihtiyaç ve hedefleri doğrultusunda yaptığı bir seçimdir. Bir başka insanı kontrol etmeye çalışmak boşunadır. İnsanlar düşündüklerini düşünür ve istediklerini isterler. Değiştirebileceğimiz tek şey, bir başka insanın seçimini yorumlama ve bunlara yanıt verme şeklimizdir. Yeryüzündeki her insan kendi yolculuğundan sorumludur.
2. Reddedilme bize büyümeye yönelik sonraki fırsatları gösterir. Bu ihtiyaç çerçevesinde mevcut olan ve iyileştirilmesi gereken yaralara işaret eder. Çektiğimiz ıstırap, bu deneyimden ders almayı seçersek, bizi daha yüksek seviyede farkındalıklara götürür. Biri bizi reddettiğinde, bu bize ne kadar hassas olduğumuzu ve büyük ihtimalle hâlâ kendimizi sorguladığımızı ya da kendimizden şüpheye düştüğümüzü gösterir.
3. Siz kendinizi reddetmezseniz, başka hiç kimse reddedemez. Reddedilmenin ötesine geçmenin önemli bir anahtarı, kendinizi olduğunuz gibi ve yaşamdaki duruşunuzla sevmeyi ve kabullenmeyi öğrenmektir. Kendinizi tam olarak kabullenir ve severseniz, birinin sizi terk etmesinin önemi kalır mı? Elbette, kaybetmenin acısını hissedebilirsiniz. Matem sürecinden geçmek acı verici olabilir; ama, yıkıcı olması gerekmez. Kendinizle mutlu olduğunuzda, insanlar size istediklerini söyleyebilir ya da yapabilirler ve bu sizi gerçekten de o kadar etkilemez. Onların yorumlarını birer gözlem olarak dinlersiniz. Dürüst davrandıkları için onlara teşekkür edin. Gülümseyin ya da omuz silkin, sonra da gününüze devam edin.
4. Reddedilme bir armağandır. Evet, söylemesi garip gelebilir; ama aslında birinin size sizinle ilgilenmediğini dürüstçe söylemesi harika bir şeydir! Yeni şeylerin, daha uyumlu arkadaşların ya da eşlerin ve taze deneyimlerin hayatınıza girmesi için kapı açar. İnsanların gerçeği paylaşmaları ve düşündüklerini söylemeleri bir lütuftur! Bunu yaparak, bize zaman ve enerji kazandırırlar. Bir kimsenin işler yolundaymış gibi davranmasındansa bana karşı dürüst olmasını tercih ederim.
İster gün içinde yaşadığınız küçük çaplı reddedilmeler, isterse büyük reddedilmeler karşısında ne yaptığınızı daha dikkatli inceleyin. Diğerleri yanınızdan geçip giderken duygusal açıdan ne kadar güçlü tepki veriyorsunuz? Olanı biteni ciddiye almasaydınız, enerji tasarrufu yapmış olur muydunuz? Reddedilmeyi belli bir yönde ilerleme fırsatı olarak görebilseydiniz, insanların sizi ortada bıraktıkları durumlar hakkında neler hissederdiniz?
Aktör Sylvester Stallone’nin bir keresinde söylediği gibi, “Reddedilmeyi, birinin kulağıma geri adım atmak yerine uyanmam ve yoluma devam etmem için çaldığı kalk borusu olarak kabul ediyorum.”
Düşündürücü Söz
“Kendinizi reddedilme yüzünden heba etmeyin; kötüye bağırmayın, ama iyinin güzelliğinin şarkısını söyleyin.” - Ralph Waldo Emerson
